top of page

Zamanın İçinde Değil, Zaman İçimizde

  • Yazarın fotoğrafı: Nuran Şevval ANTEPLİ
    Nuran Şevval ANTEPLİ
  • 3 May
  • 2 dakikada okunur


Çağlar boyunca insanoğlunun hükmedemediği yegâne şey zamandır. İnsanın en çok sahip olduğunu sandığı ama aslında en az hükmedebildiği şeydir zaman. Yakalamaya çalıştıkça hızlanan, durdurmak istedikçe daha da uzaklaşan; geriye yalnızca hatıraların izini bırakarak sessizce akıp giden görünmez bir yolculuktur.

Zaman ilerledikçe insan, onun yalnızca geçip giden bir kavram olmadığını; aksine kendisini dönüştüren, olgunlaştıran bazen de eksilten bir güç olduğunu fark eder. Başlangıçta önemsiz gibi görünen anlar, geriye dönüp bakıldığında hayatın en belirleyici kırılma noktalarına dönüşür. İnsan, zamanın akışı içinde kaybettikleriyle sabrı öğrenir, kazandıklarıyla ise değer bilmeyi..


Her geçen gün, geçmişin üzerine eklenen yeni bir katman gibi kişiliği şekillendirir. Böylece zaman, sadece geçip giden bir kavram değil; insanın yaşamında derin izler bırakan, onu sürekli yeniden inşa eden bir mimara dönüşür.


"Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında;

Yekpare, geniş bir ânın

Parçalanmaz akışında"


Ahmet Hamdi Tanpınar'ın da yukarıda ifade ettiği zaman kavramı, Henri Bergson'un zaman anlayışıyla derin bir biçimde kesişir. Bergson'a göre zaman, saatlerin ölçtüğü mekânik bir akıştan ziyade, insanın bilincinde kesintisiz bir süreklilik hâlinde yaşanan "durée"dir. Bu nedenle insan, zamanı ne tamamen dışarıdan gözlemleyebilir ne de bütünüyle onun içinde eriyip kaybolur; çünkü zaman, her an yeniden kurulan bir iç deneyimdir. Geçmiş, şimdi, gelecek birbirinden kopuk değil, aksine iç içe geçmiş hâlde varlığını sürdürür. Tanpınar'ın bu ifadesi de tam olarak bu ikili hâli, yani insanın zamanla kurduğu hem ait hem mesafeli ilişkiyi dile getirir; insan, zamanın akışı içinde sürüklenirken aynı zamanda onu anlamlandırmaya çalışan bir tanık olarak var olur. Aslında "İnsan zamanda değil, zaman insanın içinde yaşar."


MS 732 yılında Bilge Kağan tarafından diktirilen Kül Tigin yazıtının Kuzey yüzünde ise zaman kavramı farklı bir biçimde ifade edilmiştir. Bilge Kağan kardeşi Kül Tigin'in bir çarpışmada ölmesi üzerine "Öd Tengri yaşar, kişi oglı kop ölgeli törümiş" yani "Zamanı Tanrı yaşar, insanoğlu hep ölmek için yaratılmıştır" sözleriyle yasını dile getirmiştir.


Zaman kadar zamanın şekillenmesine katkı sağlayan bir diğer önemli kavram ise mekândır. Zaman akıp giden bir nehir gibi her şeyi dönüştürürken; mekân, o dönüşümün izlerini saklayan bir hafıza olur. Bir anın değeri, çoğu zaman bulunduğu yerle anlam kazanır; bir mekân ise içinden geçen zamanla derinleşir. Aynı sokak, farklı yıllarda bambaşka duygular taşır. İnsan zamanın ve mekânın arasında, geçmişin izleriyle geleceğin ihtimalleri arasında yürür; bazen bir anın içinde kaybolur, bazen bir yerin içinde kendini bulur. Çünkü "Her mekân kendi zamanını verir." Böylece insan, ne yaşadıklarından bütünüyle kaçabilir ne de yaşayacaklarına aynı anda katlanabilir. Ve belki de bu yüzden, Susan Sontag'ın dediği gibi, "Zaman, her şey aynı anda olmasın, mekân ise hepsi bizim başımıza gelmesin diye var."

Yorumlar


bottom of page